Mavi Renk, En Sevdiğim

Mavi Renk, En Sevdiğim

‘Bana kattığın kadarıyla sana geri döner ve emin ol bu seni çok mutlu eder’ dedi kız. Kafiyeye, kıyafetinden çok özen gösteriyordu. ‘Benden ne almak istersen al, ben şuracığa devrilip yağlı boya tablolarımı yapacağım’ dedim. Özen gösterdiğim sadece elimdeki fırça idi.

Raflar kitaplarla, dvd filmlerle doluydu. En alt rafta ise ilk günden beri biriktirdiğim Uykusuz nüshaları vardı. Odam hoşuna gitmişti. Bunu, odamı incelediği esnada yudumladığı kahvesinden aldığı zevkten anlıyordum. Kahve pişirmeyi hiç beceremem.

” Neden kaçıyorsun? ” dedi. Sesi inanılmaz derecede yumuşak ve hipnotikti. Bu bile ona aşık olmama yeterli bir sebepti. Ama kaçıyordum.

” Kaçmıyorum” dedim. Üst envai coffee house üne düşmedi. Eline bir kitap aldı, bana gösterdi ve “Gizli Kadınlar Örgütü ha.” dedi. Gülümseyerek “Kadınlarla çok ilgileniyorsun sen, bunu yapman hoşuma gitmiyor. Sadece ben olayım hayatında istiyorum” derken tereddütlüydü. “Neden, sonra rahatlıkla gidebilesin diye mi?” dedim tok sesimle. Fırçamı yana eğik tutarak tuvalin üzerinde geziniyordum. Mavi en sevdiğimdi. Her çizgim her dokunuşum soyuttu.

“ Neden seni bırakayım. Seni seviyorum ben.” dedi. “Şimdi kaybettin işte” dedim.

Fırçamı odanın en köşesine fırlatmıştım. Duvarlar maviye boyandı bir anda. Bir adım geri çekilmişti çoktan. Ürkek gözlerini görüyordum şimdi.

“Beni bu halimle tanıdın, beni bu halimle sevdin. Sana farklı davranmadım, hep nasılsam öyleydim. Bir insanı seviyorsan onun her şeyini kabul etmişsindir. Görüyorum ki kabul edemediğin şeyler var. Kandırma kendini. Kimse için değişecek değilim.”

Ağlamaya başladı.

Mutfağa gittim. Şarabın kalan yarısını içtim. Dışarıya baktım. Güneş üzgün bir şekilde yok oluyordu ufuk çizgisinde. Nikon’u elime aldım. Son birkaç poz kalmıştı 36lık filmimde. Masmavi denizin üzerine düşen güneşin etekleri muazzam bir görüntü sunuyordu bana. Bunu es geçemezdim.

Odaya döndüm. Ağlaması bitmişti.

Yeşil gözlerinin derinliklerinde samimiyet vardı. Beni gerçekten seviyordu.

“Ben yalnız kadınları değil var olan her şeyi seviyorum. Umarım bunu bir gün anlarsın.” dedim.

Dolu dolu sarıldı. Sarıldım.

“ Hiçbirimiz kusursuz değiliz ve ne kadar yaşayacağımızı bile bilmiyoruz. Sadece kabullen ve sev. Değiştirme, değişmemi bekleme. Benden öğrenebildiğini öğren alabildiğini al. Eğer samimi isen ben de seni sevmeyi öğrenebilirim. Ve ben aslında çok iyi severim.” dedim.

Bazen sessizce birbirini izlemek o anın büyüsünü katlaya katlaya yaşamayı getirir. Öylede oldu. Sessizliğimiz harikaydı.

Sonra…

Sofanın hemen dibine uzandık. Saçlarını, tenini okşuyordum. Göğsüme yatışı ve teninden gelen o harika kokusu beni mutlu etmeye yetmişti. Bana şarkılar söyledi hipnotik sesiyle.

Sonra…

Uyumuşuz.

Kategori : Aşk İlişkileri

Yorum Yazın