Vuslat, Hala Seviyorum

Vuslat, Hala Seviyorum

Gidişinin bilmem kaçıncı kışı ya da yazı bu? Zaman artık benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Bu yüzdendir ki yarın yok bana. Sadece seninle dolu yüreğimden aldığım sen nefesleri hissediyorum hayata dair. Çünkü hala seni çok seviyorum.

Yorulmuş kalbim beklemekten, bundandır sen adlı geçirdiğim kriz. Kollarımın uyuşmasını hissettim önce, nefes alamadım, ellerimin kontrol edemediğim titreyişi, kalbime bir hançer saplandı sanki ölmek bu muydu ya da ne kadar yaklaşmıştım seninle olan sonsuzluğa? Sensiz kabus günlerimin gözlerimdeki film şeridi hayaliyle, artık canımı yakmayan uykuya teslim ettim gözlerimi ve tüm bedenimi...

Seninle fiziksel ayrılığımızın acısı yakmıyor benliğimi. Çünkü biliyorum aldığın her nefeste benim seni içime soluduğum gibi sen de ben soluyorsun… Nerde olursan ol yaşadığını bilmek kalbimin her atışında seni hissetmek sonsuz umutlu bekleyişimin tesellisi oldu. İnanmıştım yüreklerimizin bir gün vuslat gecesini yaşayacağına. Hayır kendimi kandırmıyorum. Çünkü tanıyorum seni ve ebedi aşkımızı...

Tek korkumdu sensizliği yaşamak. Sensiz şehirde kalmam diye düşünür, çant sarıyer kahve ası sırtında bir seyyah olarak hayal ederdim kendimi. Vardığım her şehirde seni aramak, seni hissetmek hayat denen sahnede oynadığım yeni rolüm olurdu yine sana dair.

Oldu da sevgili ben yüreği elinde bir keşiş seni arıyorum yıllardır kent kent, sokak sokak! Soluduğum hava sen kokmuyorsa anlıyordum o anda işim yok benim orada. Zaman kaybetmek yok yola devam, demek aşkım daha çok uzaklarda….

Evet buradasın eminim. Kalbimi acıtmıyor nefesim, sen misin yoksa özlemimin bana oynadığı oyun mu? Hayır kokun burada bu nefes senin nefesin…..Hissediyorum seni sevgilim! Gözlerimden akan tuzlu yaşlarıma engel olamıyorum.Seninle kavuşmamızın hayaline dayanmayan bu yürek. O anı kaldırabilir mi meçhul? Olsun, kavuşmak olsunda son nefesim gözlerinde kaybolarak, kollarında hayatım son bulsun!

Acaba evlendin mi? Bana bakan gözler başkasına da aynı aşkla bakmış mıdır? Ya da baba mı oldun acaba? Acıyı en iyi bilirim hele de seninle olanı. Hayır, olmadı sen de benimle aynı acıyı yaşadın yıllarca...Sığdıramazsın ayrılığımızın taçlandırdığı yüreğine başka sevdalar...

Mutluluk bu mudur diye düşünüyorum? Seninle aynı şehirde aynı havayı solumak! Bir deniz kenarında buluyorum kendimi. Bilirsin severim salaş yerleri. Bir balıkçı kulübesi ve yorgun balıkçı çağırıyor beni. Yüzünde bilgelik ifadesi, belli ki çok vardı anlatacağı şeyi. Tanıyor mu ne beni? Sanki biliyordu aradığımı seni. Şaşkındım hatta korktum. Gök gürlemeye başladı, şimşekler çakıyor, yağmur sanki geçmişi temizlemek için yağıyor…Balıkçı ve ben hala otuyoruz gıcırdayan iskemlede bekliyoruz bu fırtınanın dinmesini… O konuşuyor ben dinliyorum ve bekliyorum senin gelişini.

Yağmur dindi. Anlayamadığım bir heyecan bastı kalbimi ensemde hissettim nefesini.Dönüp baksam dayanabilir miydim? Güneş masum ve mahcup çıkıyordu bulutların arasından, ben de bir cesaret döndüm baktım arkama, aman Yarabbi bu ne mutluluk? Rüya mı yoksa gerçek mi? Dokunsam kaybolabilir mi? Bakıyorsun gözlerime öylece, yorulmuş senin de yüreğin belli yüzündeki çizgilerinde… Güneş daha bir cesur arttık aydınlatıyor çevremizi, peki etrafımızdakiler nereye gitti? Sadece sen ve ben varız ve uçsuz bucaksız bir boşluk…

Ellerim ellerine dokunuyor, sanki kalbimin orada atıyor. Hissediyorum hatırladığım o sıcaklığı. Kalbime akıyor bu tanıdık ve özlenen sıcaklık,tüm benliğimi sarıverirken aniden!

Konuşmaya bile gerek yok. Çünkü gözlerimizden anlıyoruz yıllarca yaşadıklarımızı, onlar konuşuyor doyumsuzca. Sonra sarılıyoruz birbirimize tenlerimiz yanıyor. Nasıl bir yangın ki bu titremeye başlıyorum ben. Sense daha fazla sıkıyorsun kollarını artık hep varım dercesine.

Başımı göğsüne gömüp kokunu içime çektiğimde, öldüm galiba diye düşündüm ve bu da cennetin kokusu, huzur bu olmalı...Ellerini saçlarımda hissediyorum, gülümsüyorum. Sanki onca sensiz geçen yıl yaşanmamış. O deniz kenarında doğmuşum, orada yaşamışım ve orada son bulacak bu saadet dolu bekleyiş...

Başım dönmeye başlıyor, kollarına yığılı veriyorum. Gözlerimi açmaya korkuyorum ya yoksan? Gözyaşlarım umarsızca süzülüyor, ellerini hissediyorum yanaklarımda. Hiç değişmemişin diye fısıldıyorsun kulaklarıma hala sulu gözlüsün!

Hayatımın ilk ninnisi ve son şarkısı ezelim ve ebediyetim. İşte varsın ve yanımdasın. Şimdi huzurla gidiyorum ebediyette ve seni de bekliyorum aşk cennetinde!



Kategori : Sevgililer Günü

Yorum Yazın